Şapka takmanın kafir edeceğine dair (Iskilipli Atıf Hoca)

0

iskilipli atıf hoca

 

Şiâr-ı Küfr;[1] her asırda her beldede değişebilirse de gayr-i müslim milletlerin küfre dair olan en meşhur
âlametleri şapka, gayyar, zünnâr,[2] küstic,[3] gaslî ve saliptir.[4]
Şapka: Örfte küfür alameti, yani gayr-i müslimlerin müslümanlardan ayrılmalarına alamet olan baş kisvesidir.
***
SORU:
Fakihlerin çoğunluğu “Kafirlere mahsus ve onların kıyafet alâmeti olan kalanseve, yani şapkayı bir zaruret
olmadan ve kendi arzusu ile giyinmek küfürdür. Zira bu alâmeti küfürdür. Onun için bunu ancak mecusilik,
Hristiyanlık, Yahudilik gibi küfrün çeşitlerinden birini iltizam edenler ve kalpleri küfür rengi ile boyanmış
olanlar giyebilirler. Esasen zahir alametlerle batıni işlere istidlal ve onun üzerine hükmetmek aklen ve şer’an
makbul ve muteber bir yoldur.” diyorlar.
Fukahâdan bazıları da “Mecusi, Hristiyan ve diğer kâfir milletlere mahsus ve onların kıyafet adeti olan
kalenseve yani şapkayı kendi arzusu ile giyen bir müslüman onlara benzemiş ve onları taklid etmiş olduğu
için günahkâr olursa da kâfir olmaz” diyorlar.
İkinciye kail olanlar esbâb-ı mücibe olmak üzere diyorlar ki: Şapka gibi küfür alâmetini kendi seçimi ile giyen
kimse lisanen muvahhid, kalben musaddık olduğu için mü’mindir.
Büyük müctehidlerden İmâm-ı Azam (Allah’ın rahmeti üzerine olsun) Hazretleri demiştir ki: “Bir kimse iman
ve İslâmdan, ancak girdiği kapıdan çıkar.” İmâm-ı Azam’ın bu sözüne nazaran asaleten girmek ancak ikrar
ve tasdik ile olur. Çünkü imanın rüknü bunlardan ibarettir. Şapka giyen kimsede ise ikrar ile tasdik mevcuttur.
***
CEVAP:
İmanın bir takım gerekleri vardır ki, onların yokluğu ile imanın zıddı olan küfür tahakkuk eder. Mesela Allah
Teâlâ’ya, Peygamberlere, Allah’ın kitaplarına ta’zim, imanın lazım olan şeylerindendir. Bunları hafife ve alaya
almak ise ta’zime aykırı olduğu için küfürdür. Binaenaleyh ta’zime aykırı ve tekzib emâresi olan söz ve fiiller
şer’an küfrü mucib sayılmışlardır. Esasen şeriat nazarında tekzib alâmeti ve inkar belirtisini taşıyan tasdik ve
ikrâr muteber ve itimada şayan değildir.
Şu halde İmam Hazretlerinin sözünün manası imanın şer’an muteber olan hükümlerine aykırı bir söz bir fiil
müslümandan sudür etmedikçe kâfir olmaz, demektir. Nitekim puta secde etmek, Allah’ı, Peygamberleri,
kitapları, şeriatı tahkir ve alaya almak gibi imana aykırı olan bir iş işlemek veya bir söz söylemek, tekzib
alameti ve inkar belirtisi olduğu için irtikab edenin küfrü ile hükmolunur.
“Feteva’yı Hindiyye” ve “Muhid-i Burhanî”de deniliyor (Hanefi mezhebi kaynakları) ki: “Başına Mecusi
kalensevesi, yani Mecusi şapkası giyen kimsenin küfrüne kail olanların kavilleri sahihtir.”
Bu söze sahip olanlara göre, akide bozukluğundan neş’et ettiğinden Mecusi kalansevesi giyen kimsenin
küfrü ile hükmolunur. Nitekim “Ben Mecusiyim” diyen kimsenin bu sözü, akidesinin bozukluğunu açıkladığı
için küfrü ile hükmolunmuştur.
Çünkü mecusilere mahsus ve onların kıyafet alâmeti olan kalenseveyi kendi seçimi ile giyinmek, giyenin
ruhen mecusilik maneviyatı ile boyanmış olduğuna alamet ve belirtidir. Onun için bu kıyafette görülenlerin
küfrü ile hükmolunur.
Şunu da arzedeyim ki, bütün milletlerin baş kisveleri milliyet ve dinleri ile bir çeşit alâkayı haizdir. Şapkalar,
serpuşlar, mesela Avrupa memleketlerinde ne kadar muhtelif şekillere ayrılırsa ayrılsın, hepsinin bir asıldan
çoğaltılmış olduğu ve zaman ve mekan itibariyle muhtelif bir şekil olmakla beraber o aslın ruhu muhafaza
edilmekte bulunduğu şüphesizdir.
Şu halde şapka din ve milliyet alâmeti olduğu için onu giyen kimse “Ben bu millettenim” diye bir ikrarda
bulunmuş olur. Mukabilinde serahat bulunan bu gibi belirtiler ise her halde sarih gibi muteberdir. Ancak
mukabilinde fiilen imanın sarahatini gösteren ahval ve ameller karşısında bu ikrar hükmünden sakıt olabilirse
de müslümanlar nazarında o adam kendisini şüpheden kurtaramaz. Bu mesele şapkayı giymeye sebep,
kalbî ve ruhî olmadığı takdirdedir. Sebep kalbî olursa imanı gösteren ahval ve amellerin riya ve nifak ve o
adamın da mürâî münafık olduğuna hükmedilir.
Esasen kılık ve kıyafet âdetinde gayr-i müslimlere benzemekten men’ ve nehy ile Peygamber Efendimizin
murad ve maksadı müslümanlar arasında İslâmî milliyeti kurmaktır. İslami milliyetin dayanak noktası da küfür
milliyetine mahsus olan, şiar, adet ve tavırlarda kâfirlerden ayrılıp onlara benzememektir. Binaenaleyh İslâm
ümmetçiliğinde gayret göstermek, imanın gereğidir. Onun için her müslüman dini hükümlere ters ve bilhassa
İslâm milliyetine muhalif olan işlerden kaçınmalıdır.
Şu halde lisanen ikrar ve bedenen ibadet ve amel gibi İslâmi milliyetin açık belirtileri ile asla alâkadarlık
göstermeyip kılık ve kıyafetten başka gayr-ı müslimlerden farkı kalmamış olanlar, kıyafetlerini de onlara
benzetiverince batınlarındaki imanı temsil edecek ve İslâm ümmetçiliğini gösterecek hiç bir halleri kalmadığı
için “Bir millete benzemeye çalışan kimse, onlardan olur.” Hadis-i şerifinin iktizasınca o adamların kefere
zümresine iltihak etmiş olduklarına kat-i bir surette hükmolunur.
Bu hakikati açıklamak için bir misal vermek isterim. Her devletin özel alâmetleri içeren bir çeşit bayrağı vardır
ki, o bayrak hangi vapurun, zırhlının, tayyarenin, mektebin, binanın üzerinde bulunursa, o devletin olduğuna
hükmolunur. Mesela bizim Yavuz zırhlısı bütün müştemilatı itibariyle İngiliz, Alman ve Fransız zırhlılarına
benzediği halde yalnız şanlı bayrağının alameti farikasıyla onlardan ayrılır. Bu alameti görenler bizim
zırhlımız olduğuna hükmederler.
Başka devletlerin bayrağının bizim zırhlıya çekilmesi siyaseten, örfen, adeten ve kanunen yasaktır. Onun için
bunun mürtekibi, hıyaneti vataniyye, cinayet-i milliyye ve ecnebi taraftarlığı suçuyla itham edilerek idamına
hükmolunur. Bunun için medeni memleketlerden hiç birisinin bayrağını bizim vapurlara, zırhlılara çekmek
suretiyle onları taklit ve teşebbühe yeltenmeye hiç bir kimse cesaret gösteremez.
İşte bunun gibi “Bizden başkasına benzeyen, bizden değildir” Hadis-i şerifi ile müslümanların, şiar ve alamet-i
küfürde gayr-i müslimlere benzemeye yeltenmeleri yasaklanmıştır. Binaenaleyh bizim zırhlıda başka
devletlerin bayrağını görenler o zırhlının bizim olmadığına hükmedecekleri gibi şapka, haç ve sair küfür
alameti giyen ve takanların İslâmî kimlikten çıkıp kâfirler sınıfına iltihak etmiş olduklarına hükmederler.
Fukaha-i Kiram Hazerâtı, Mecusi kalensevesi giyen kimsenin küfrünü açıkladıkları halde Yahudi
kalansevesinden bahsetmiyorlar. Bunları giyinmek küfrü gerektirmez mi diye sorulursa cevap olmak üzere
deriz ki, şer’i şerif nazarında küfr, tek bir millet sayıldığı için, küfür alametleri arasında fark yoktur.
Binaenaleyh, gayri müslim unsurlardan hangisi olursa olsun, onların adeti olan şeyleri giyinmek, takınmak,
kuşanmak, sahih kavle göre küfürdür. “Bizden başkasına benzeyen bizden değildir.”
“Yahudi ve Hristiyanlara benzemeyiniz.” Hadis-i şerifi gayri müslim milletlere mahsus olan şiar ve alamet
arasında şer’an fark olmadığına delildir.
Şapka, zünnâr, haç gibi küfür alâmetinden sayılan şeyleri giyinmekle, şer’an yapılması emrolunan şeyleri,
mesela namaz ve zekatı terk ve nehyedilen şeyleri, mesela zinayı, hırsızlığı yapmak arasındaki fark nedir ki,
evvelkiler küfür alameti ve tekzib emaresi sayıldığı halde ikinciler sayılmıyor diye bir soru ortaya çıkarsa
cevap olarak deriz ki;
Vakıa ikinciler de evvelkiler gibi şer’an yasak iseler de, nefsî heves ve arzular, bunları yapmaya fıtraten
meyillidirler. Onun için şehevi kuvvetleri akıllarına galip gelen insanlar dinen yasak olan nefsani arzuları
yerine getirmekten uzak değildirler. İşte bunun için Peygamberimiz (S.A.V.) onları tekzib alâmeti saymamıştır.
Fakat küfür ehline ait olan adet ve alâmeti işlemek için böyle bir özür ve fıtri bir meyil yoktur. Zira bu esasen
nefsin arzu ve meyil ettiği arzulardan değildir. Şu halde bunu işlemeye sebep akîde bozukluğundan başka bir
şey olmadığı için İslâm, şer’i yasakların bu kısmını küfür alameti ve inkâr belirtisi saymakla bunları işleyenin
küfrüne hükmetmiştir.
**********
DIPNOTLAR:
[1] Küfür alameti
[2] Hristiyan rahiplerinin veya puta tapanların, papazların bellerine bağladıkları örme kuşak. (Rükûa mâni
olduğu için kuşanılması İslâmiyette küfür alâmeti sayılmıştır.
[3] Mecusiler kuşağı.
[4] Haç
**********
KAYNAK:
Iskilipli Atıf Hoca, Frenk Mukallitliği ve Şapka.

Share.

About Author

Leave A Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.