Close Menu
  • Ana Sayfa
  • Abdülhamid
  • Adolf Hitler
  • Tarih
    • İslam Tarihi
    • Osmanlı
    • Cumhuriyet Tarihi
  • Ehli Sünnet
    • Hadis-i Kudsi
    • Akaid
    • Emali
  • Güncel-Siyasi
  • Şiir
    • Bidat Fırkalar

Subscribe to Updates

Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

What's Hot

EVLAT BABANIN SIRRIDIR

23/06/2024

ALMAN ORDUSUNDA TÜRK LEJYONLARI

07/10/2021

PAKRADUNİLER… GİZLİ BİR TOPLULUK MU? GÜNAH KEÇİSİ HAYALETLER Mİ?

07/10/2021
Facebook X (Twitter) Instagram
Kundun55
  • Ana Sayfa
  • Abdülhamid
  • Adolf Hitler
  • Tarih
    1. İslam Tarihi
    2. Osmanlı
    3. Cumhuriyet Tarihi
    Featured

    PAKRADUNİLER… GİZLİ BİR TOPLULUK MU? GÜNAH KEÇİSİ HAYALETLER Mİ?

    By admin07/10/20210
    Recent

    PAKRADUNİLER… GİZLİ BİR TOPLULUK MU? GÜNAH KEÇİSİ HAYALETLER Mİ?

    07/10/2021

    HAVZA’DA ÜÇ HAFTA

    07/10/2021

    İPTEN ADAM ALAN ARZUHALCİ

    07/10/2021
  • Ehli Sünnet
    1. Hadis-i Kudsi
    2. Akaid
    3. Emali
    Featured

    Aile-Ali Eren

    By admin26/01/20200
    Recent

    Aile-Ali Eren

    26/01/2020

    Ali Şeriati’nin Muhammed Kimdir kitabı incelemesi

    12/01/2020

    MEHMET ÂKİF’İN BİLİNMEYEN VEYA UNUTULAN TARAFI…

    02/02/2019
  • Güncel-Siyasi
  • Şiir
    • Bidat Fırkalar
Facebook X (Twitter) Instagram
Kundun55
Home»Tarih»Osmanlı»KÜRTLER NASIL OSMANLI VATANDAŞI OLDU?
Osmanlı

KÜRTLER NASIL OSMANLI VATANDAŞI OLDU?

adminBy admin26/08/2018Yorum yapılmamış5 Mins Read
Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, İran asıllı bir kavim olan Kürtler, 2500 senedir yaşıyor. Çoğu Arap fetihleriyle Müslüman oldu. Malazgirt Harbi‘nden itibaren beldenin yeni fatihleriyle müttefik olup ovalara indiler. Ova halkı da (Ermeni ve Süryaniler), Türklerin getirdiği müsamaha sayesinde ticaret maksadıyla Anadolu’nun iç kısımlarına göçtü. Bizanslılar, ayrı mezhepten olduğu için bunları batıya sokmazdı.

İDRİS BİTLİSÎ’NİN HİZMETİ

Yavuz Sultan Selim, Çaldıran Seferi‘ne giderken Doğu Anadolu’dan geçti. Burada öteden beri muhtariyeti haiz beylikler vardı. Ekserisi Şafiî mezhebinde Kürt, bazısı da Türkmen idi. Osmanlılar, kendilerine problem çıkartmayan bu mıntıkayı ilhak etmeyi düşünmedi. Ancak Kürt beyliklerinin kendilerini tazyik eden Şiî İran’a karşı Osmanlıları bir kurtarıcı olarak görmüş; Şark sınırını böylece emniyet altına alma düşüncesi de Osmanlılara cazip gelmiştir.

Padişahın bu seferinde meşhur âlimlerden İdris Bitlisî de vardı. Molla Câmi’nin talebelerinden olup, Tebriz’deki Akkoyunlu sarayında kâtip idi. Akkoyunlu Devleti’ni yıkan Safevîlerin davetini reddedip Osmanlılara sığınmış; Sultan II. Bayezid kendisine çok itibar etmişti. Çaldıran Seferi sırasında havalideki beyleri Osmanlı Devleti’ne yardıma teşvik etti. Çaldıran’dan sonra İranlılar fırsat bulup Diyarbekir‘i kuşatınca, 25’den fazla Kürt beyi, İdris Bitlisî vasıtasıyla padişaha imzalı bir arîza (dilekçe) verdiler. Yardım talep ediyor, mıntıka Osmanlı Devleti’ne bağlanmadıkça, huzur bulamayacaklarını beyan ediyorlardı. Arîzadaki şu cümleler dikkat çekicidir: “Sizin inâyetiniz olmazsa, kendi başımıza İranlılarla başa çıkamayız. Zira Kürtler ayrı ayrı aşiretler tarzında yaşamaktadırlar. Allah’ı bir bilip Muhammed ümmeti olduğumuzda ittifak halindeyiz. Diğer hususlarda birbirimize uymamız mümkün değildir. Allah’ın âdeti böyledir. Ancak ümitvârız ki, padişahtan yardım olursa, Arap ve Acem Irak’ı ile Azerbaycan’dan o zalimlerin elleri kesilir. Bilhassa İran’ın kilidi ve Akkoyunlu pâyitahtı Diyarbekir, bir senedir Kızılbaş işgali altındadır. 50.000’den fazla insan öldürmüşlerdir. Eğer padişahın yardımı bu Müslümanlara yetişirse, hem uhrevî sevap ve hem de dünyevî faydalar umulur.”

Camilerde zaten padişah adına hutbe okunmaya başlamıştı. İdris Bitlisî’nin de gönüllüleriyle katıldığı on bin kişilik ordu, Diyarbekir’i kurtardı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu kendiliğinden Osmanlı hâkimiyetine girmiş oldu. Padişah, İdris Bitlisî’yi taltif etti. Kendi arzularıyla Osmanlı Devleti’ne tâbi olan beylere birer ferman verildi. Hemen ardından Irak, Suriye ve Filistin’deki Arap aşiretleri padişaha aynı mealde bir arîza gönderip Osmanlı Devleti’ne iltihak ettiler. Anlaşılıyor ki o zamanlar Osmanlı vatandaşlığı, bugünkü Amerikan vatandaşlığı gibi itibarlı idi. [İdris Bitlisî, kazasker iken 1520 senesinde 65 yaşında İstanbul’da vefat etti. Çok sayıda eserinden Heşt Behişt adlı Osmanlı tarihi meşhurdur.]

ŞARK’A YENİ DÜZEN

Diyarbekir, ardından da Van eyaleti tesis edildi. Beylikler buraya bağlandı. Hepsine merkezden kadı tayin olunurdu. Bazısında toprak kirasını toplama hakkı bey ve ailesinde olup, hıyanet olmadıkça geri alınmazdı. Diyarbekir’de 13, Van’da 9 taneydi. Sağman, Kulp, Itak, Tercil, Mihrani, Pertek, Çapakçur, Çermik, Pertek, Müküs ve Bargiri sancakları böyleydi. Bazısı ise bey ve ailesinin mülkü gibiydi. Diyarbekir’de Hazzo, Cizre, Genç, Eğil, Palu; Van’da Bitlis, Hizan, Mahmudî, Hakkâri; Şehrizor’da İmâdiye ve Çıldır’da dört sancak böyleydi. Hepsinde de bey, merkeze muayyen vergi ve asker verir; harb esnasında bağlı olduğu eyaletin beylerbeyi ile sefere giderlerdi. Arap Şeyhlikleri de buna benzer usullerde idare olundu. Havalide Kürtlerin ekseriyette olduğu zannedilmesin. Diyarbekir ve Van’da hâlâ hatırı sayılır Ermeni ve Süryani vardı. Türkler, hep ekseriyetteydi. Sadece ahalisi kâmilen Kürt olan Hakkâri, Kürdistan Sancağı diye anılırdı.

Kürtler, Osmanlılar sayesinde mezhep, dil ve geleneklerini muhafaza edebildi. Yezidî, Hıristiyan ve başka dinlerde olanları da bu vesileyle Müslüman oldu. Havalide İran propagandalarına set teşkil edecek ilim merkezleri kuruldu. Ziraat ve hayvancılıkla uğraşan halkın sosyal hayatı üzerinde şeyh denilen âlimlerin mühim rolü vardı. Bey, halkı kollayıp gözetir; şeyhlere itibar ederdi. Marksistlerin feodalite deyip karşı çıktığı bu usul sayesinde, Anadolu’nun halkı Türk olan diğer eyaletlerinde elliye yakın isyan çıktığı halde, muhtariyetin kaldırıldığı Sultan II. Mahmud devrine kadar Şark’ta ciddi bir problem olmadı. Bedirhan Bey gibi bazı Kürt beylerinin İngilizlerce desteklenen isyanları arkasında Kürtçülük değil, bu muhtariyetin kaldırılması yatar. Ermenilerin, toprak kirasını toplama ihâlelerini kazanarak giderek güçlenmesi, huzursuzluğu arttırdı. Sultan Hamid, Hamidiye Alayları ile dengeyi kurmaya çalıştı. Ruslar, öteden beri Doğu Anadolu ve Kilikya’da bir Ermeni devleti kurup kontrol altına alarak Akdeniz’e inmeyi hayal ederdi. İngilizler de bunu önlemek için Kürtleri Ermenilere karşı kışkırtırdı. Tehcir sırasında çok Ermeni’nin canı yandı. İttihatçıların kavmiyetçi politikası, Araplarda olduğu gibi Kürtler arasında da milliyetçi entelektüeller doğurdu. Ancak modern fikirleri sebebiyle bunlar muhafazakâr halk arasında rağbet bulmadı. I. Cihan Harbi’nden sonra İngilizler Ankara ile anlaşarak daha evvel Kürtlere va’dettikleri otonomiden vazgeçti. Cumhuriyet devrindeki Kürt isyanları ise, basit zabıta vak’alarının büyütülmesi sebebiyle çıktı.

YERİ BELLİ OLMAYAN ÇEŞMENİN KİTÂBESİ

Açılımı akamete uğratmak için neler yapılmıyor… Ama uydurma fıkralardan da imdat umulacağı akla gelmezdi. Bir zamandır insanlar arasında internet vasıtasıyla dolaşan bir şiir var. Gûyâ Yavuz Sultan Selim yazmış. Çaldıran’a giderken bir çeşme yaptırmış da, dönüşte harap bulunca kızmış. Bu şiiri düzmüş. Şiir şöyle:

“Kürt’e fırsat verme Ya Rab! Dehre sultan olmasın! Ayağını çarık sıksın, aslâ iflah olmasın! Vur sırtına, al haracı, karnı zinhar doymasın! Bu çeşmeden, Urum içsin, Çingen içsin; Kürt’e nasib olmasın!..”

Hiçbir kaynakta geçmeyen bu, vezni bozuk basit şiiri, Yavuz Sultan Selim gibi Farsça divan sahibi bir padişahın yazdığını düşünmek bile büyük kabahattir. Rivayet odur ki: Vaktiyle bir vali yurt dışından gelme yeşil mermerden güzel bir çeşme yaptırmış. Mermerler yetmemiş. Çok az bir yer açık kalmış. Vâli, bu mermerden aranıp bulunmasını istemiş. Bir köylü Kürt’ün ahırının eşiğinde bir tek parça yeşil mermer bulmuşlar. İstemişler, vermemiş. Ahırını yeniden mermerden yapalım demişler, dinlememiş. En son vâli kalkmış, Kürt’ün ayağına gelmiş. Rica etmiş. Bu sefer ağırlığınca altın istemiş. Vali kabul etmiş. Köylünün istediğini vermiş. Ama çok da içerlemiş. Çeşme bitince, bu hayal kırıklığı ile kitâbesine yukarıdaki şiiri yazmış. Vali kim? Çeşme nerede? Kitâbeyi kim okumuş? Bilen yok.

Fıkralara gülüp geçilir. Nefret ve kin uyandırmak için kullanmaz. İstense, Türkler için de ne fıkralar uydurulur. Kürtler asırlarca dağlık bir mıntıkada ve göçebe olarak yaşamış bir halktır. Bu sayede misafirperverlik, yiğitlik gibi değerleri muhafaza ettikleri gibi, zaman zaman hodbin, hırçın, hatta kaba davranmaları da tabiîdir. Şehirlerdeki Kürtler arasında nezâket ve terbiyede Türklerden geri kalmayan az değildir. Yani mesele, belki göçebe davranışlarına şehirli reaksiyonundan ibarettir.

Alıntı: Ekrem Buğra Ekinci

 

ekrem buğra ekinci kürtler malazgirt osmanlı vatandaşlık
Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
admin

Related Posts

PAKRADUNİLER… GİZLİ BİR TOPLULUK MU? GÜNAH KEÇİSİ HAYALETLER Mİ?

07/10/2021

HAVZA’DA ÜÇ HAFTA

07/10/2021

İPTEN ADAM ALAN ARZUHALCİ

07/10/2021
Leave A Reply Cancel Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Son Yorumlar
  • Said Nursi Ve Diyalog Prof. Dr. Yümni Sezen için okan kaya
  • Emâlî Beyitleri ve Tercümeleri için Abdussamet Eken
  • Emâlî Beyitleri ve Tercümeleri için Abdussamet Eken
  • Nureddin Zengi’nin Peygamber Efendimizin (s.a.v.) kabrini koruması… için Ahmet
  • Kudsi-Hadisler-Imam-Gazali için admin
Kaçırmayın
Güncel-Siyasi

EVLAT BABANIN SIRRIDIR

By admin23/06/20240

Baba, senede bir gün hatırlanır, ama insanların maddi ve manevi hayatında çok güçlü bir figür…

ALMAN ORDUSUNDA TÜRK LEJYONLARI

07/10/2021

PAKRADUNİLER… GİZLİ BİR TOPLULUK MU? GÜNAH KEÇİSİ HAYALETLER Mİ?

07/10/2021

HAVZA’DA ÜÇ HAFTA

07/10/2021
Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
© 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.