MÜZİK, ŞARKI VE ÇALGININ DİNİ HÜKÜMLERİ ŞARKI VE ÇALGININ HARAM OLDUĞUNUN DELİLLERİ

0

MÜZİK, ŞARKI VE ÇALGININ DİNİ HÜKÜMLERİ

ŞARKI VE ÇALGININ HARAM OLDUĞUNUN DELİLLERİ

KURAN-I KERİM’DEN DELİLLER

1- Lokman Süresi, 6. Ayet-i Kerime:

“وَمِنَ النَّاسِ مَن يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا أُولَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ”

 

Bayağı insanlardan kimi de vardır ki, Allah yolundan bilgisizce sapıtmak ve onu eğlence yerine tutmak için laf eğlencesi satın alır, işte bunlara aşağılayıcı bir azap vardır.

Bu ayet-i kerimenin sebebi nüzulünde deniliyor ki: Nadr İbni Haris; ticaretle Faris’e gidiyor, Acemlerin hikâyelerini, efsane kitaplarını getiriyor ve bunları Kureyş’e okuyarak «Muhammed size Ad ve Semûd hikâyeleri söylüyor, gelin ben size Rüstem’in, İsfendiyar’ın Kisralar’ın hikâyelerini anlatayım» diyor ve bu suretle birçoklarının Kur’an dinlemesine mani’ oluyordu. Bundan başka güzel bir hânende (şarkıcı) cariye almış, birinin Müslüman olacağını işittiği zaman onu alıp cariyesine: “Haydi buna yedir içir, söyleyiver” der, bu suretle eğlendirip «gördün ya bu, Muhammedin çağırdığından, namazdan, oruçtan, onun önünde çarpışmaktan daha iyi değil mi?» dermiş.

Hasan-ı Basrî hazretleri,

أُنْزِلَتْ هذه الآية: {وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ} فِي الْغِنَاءِ وَالْمَزَامِيرِ.

“Bu ayet, şarkı ve çalgılar hakkında nazil olmuştur”, diye buyurur.

Ayet-i Kerimede, meali “laf eğlencesi” şeklinde verilen “lehve’l-hadis” nazmı için, İbn-i Abbas (r.a):

هُوَ الْغِنَاءُ وَالِاسْتِمَاعُ لَهُ

“Bu, şarkı-türkü ve onları dinlemektir.”, diye buyurmuştur.

İbni Mesud (r.a)’a da bu ayet-i kerime kendilerine sorulduğunda:

الْغِنَاءُ وَاللَّهِ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ، يُرَدِّدُهَا ثَلَاثَ مَرَّاتٍ

“Kendisinden başka ilah olmayan Allah’a yemin olsun ki bu  (“lehvel hadis”) şarkıdır.”, demiş ve bunu üç kere tekrar etmiştir.

وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ أَنَّهُ الْغِنَاءُ، وَكَذَلِكَ قَالَ عِكْرِمَةُ وَمَيْمُونُ بْنُ مِهْرَانَ وَمَكْحُولٌ.

İbn-i Ömer, Ikrime, Meymun bin Mihran, Mekhul (r.anhüm) gibi daha birçok zattan aynı hüküm işitilmiştir.

Mücahid (r.h) ise:

” اللَّهْوُ: الطَّبْلُ “.

“Lehv, davuldur, (çalgı aletleridir).”, şeklinde tefsir etmiştir.

Zikri geçen ayet-i kerime bu tefsirler üzere değerlendirildiğinde şarkı-türkünün, çalgı ve çalgı aletlerini dinlemenin nehyedilmiş olduğu ortaya çıkar.

Hakim En’Neysâbûrî Müstedrek isimli eserinde derki:

…انَّ تَفْسِيرَ الصَّحَابِيِّ الَّذِي شَهِدَ الْوَحْيَ وَالتَّنْزِيلَ عِنْدَ الشَّيْخَيْنِ حَدِيثٌ مُسْنَدٌ

“Vahye ve tenzile şahid olmuş sahabenin tefsiri, Şeyhayn indinde müsned hadistir.” Şu halde bu tefsirleri göz ardı etmek mümkün değildir.

Şafiî Ulemasından el-Vâhîdî der ki:

وَهَذِهِ الْآيَةُ عَلَى هَذَا التَّفْسِيرِ تَدُلُّ عَلَى تَحْرِيمِ الْغِنَاءِ

“Bu ayet, bu tefsir ile şarkının haram kılındığına delalet eder.”

وَذَكَرَ شَيْخُ الْإِسْلَامِ أَنَّ كُلَّ ذَلِكَ (اي إنْ تَغَنَّى لِيَسْتَفِيدَ نَظْمَ الْقَوَافِي وَيَصِيرَ فَصِيحَ اللِّسَانِ و إنْ تَغَنَّى وَحْدَهُ لِنَفْسِهِ لِدَفْعِ الْوَحْشَةِ ) مَكْرُوهٌ عِنْدَ عُلَمَائِنَا .وَاحْتَجَّ بِقَوْلِهِ تَعَالَى – { وَمِنْ النَّاسِ مَنْ يَشْتَرِي لَهُوَ الْحَدِيثِ } – الْآيَةَ جَاءَ فِي التَّفْسِيرِ : أَنَّ الْمُرَادَ الْغِنَاءُ

Bizim Ulemamızdan Şeyhu’l-İslam Aliyyü’l-Pezdevî hz. de bu ayeti kerimenin tefsiriyle istidlal ederek, şarkının, “nazımdaki kafiyeleri öğrenip de fasih lisan sahibi olmak”, “kendisinden vahşeti gidermek için kendi kendine söylemek” gibi niyyetler ile tahakkukunu dahi mekruh görmüştür.

2. İsra Suresi, 64. Ayet-i Kerime

وقال تعالى: “وَاسْتَفْزِزْ مَنِ اسْتَطَعْتَ مِنْهُمْ بِصَوْتِكَ وَأَجْلِبْ عَلَيْهِم بِخَيْلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكْهُمْ فِي الأَمْوَالِ وَالأَوْلادِ وَعِدْهُمْ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ إِلاَّ غُرُورًا”

2- Hem onlardan gücün yettiğini sesinle oynat, süvarilerin ve piyadelerinle üzerlerine bas gürültüyü ve mallarına evlatlarına ortak ol ve onlarla va’dler yap, fakat Şeytan onlara bir aldanıştan başka ne va’d eder?

Celaleyn tesirinde “وَاسْتَفْزِزْ مَنِ اسْتَطَعْتَ مِنْهُمْ بِصَوْتِكَ” nazm-ı celili

“وَاسْتَفْزِزْ” اسْتَخِفَّ “بِصَوْتِك” بِدُعَائِك بِالْغِنَاءِ وَالْمَزَامِير وَكُلّ دَاعٍ إلَى الْمَعْصِيَة

“Şarkı, çalgılar ve her türlü masiyete davet edici şeylerin ile insanları haktan ayırarak şaşırt.”, diye tefsir olunmuştur.

Tefsir-i Kurtubî’de bu ayet-i kerime için:

فِي الْآيَةِ مَا يَدُلُّ عَلَى تَحْرِيمِ الْمَزَامِيرِ وَالْغِنَاءِ وَاللَّهْوِ، لِقَوْلِهِ:” وَاسْتَفْزِزْ مَنِ اسْتَطَعْتَ مِنْهُمْ بِصَوْتِكَ وَأَجْلِبْ عَلَيْهِمْ” عَلَى قَوْلِ مُجَاهِدٍ

“Bu ayet-i kerimede, Mücahid (r.h)’in kavli üzere, çalgı, şarkı ve eğlencenin haram olduğuna delil vardır.”, diye buyrulduktan sonra:

وَمَا كَانَ مِنْ صَوْتِ الشَّيْطَانِ أَوْ فِعْلِهِ وَمَا يتحسنه فَوَاجِبٌ التَّنَزُّهِ عَنْهُ.

“Şeytanın sesi, işi ve güzel gördüğü her şeyden uzak durmak vaciptir.”, tembihatı zikredilir.

 

B) HADİS-İ ŞERİFLERDEN DELİLLER

1. Sahih-i Buharî’de geçen Ebu Âmir el-Eş’arî (r.a)’den rivayet olunan hadis-i şerif.

لَيَكُونَنَّ مِنْ أُمَّتِي أَقْوَامٌ يَسْتَحِلُّونَ الْحِرَ وَالْحَرِيرَ وَالْخَمْرَ وَالْمَعَازِفَ…

“Ümmetimden, ferci (zinayı), ipeği, şarabı, çalgıyı helal addeder nice kavimler elbette olacak…”

انَّ الْمَلَاهِيَ كُلَّهَا حَرَامٌ حَتَّى التَّغَنِّي بِضَرْبِ الْقَصَبِ قَالَ – عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ – «لَيَكُونَنَّ مِنْ أُمَّتِي أَقْوَامٌ يَسْتَحِلُّونَ الْحِرَ وَالْحَرِيرَ وَالْخَمْرَ وَالْمَعَازِفَ

Ulemamız hadis-i şerifle istidlal ederek şu hükmü vermişlerdir: “Çalgı aletlerinin tamamı haramdır. Hatta kamış-çubuk gibi bir şeyle vurarak hasıl olan müzik olsa da.”

2. Sünen-i Ebu Dâvud’ta zikredilen Nâfi’ (r.a)’ın rivayeti.

سَمِعَ ابْنُ عُمَرَ مِزْمَارًا قَالَ فَوَضَعَ إِصْبَعَيْهِ عَلَى أُذُنَيْهِ وَنَأَى عَنِ الطَّرِيقِ وَقَالَ لِي يَا نَافِعُ هَلْ تَسْمَعُ شَيْئًا قَالَ فَقُلْتُ لَا قَالَ فَرَفَعَ إِصْبَعَيْهِ مِنْ أُذُنَيْهِ وَقَالَ كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهم عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَسَمِعَ مِثْلَ هَذَا فَصَنَعَ مِثْلَ هَذَا

İbni Ömer (r.a) çalgı sesi işitti. Kulaklarını kapatıp yoldan uzaklaştı. Bana dedi ki “Ey Nâfi’! Bir şey duyuyor musun?” Hayır, dedim. Ellerini kulaklarından çekip buyurdu ki “Biz Rasulüllah (s.a.v) ile beraber iken şarkı sesi duyunca aynı bu şekilde yapmıştı.”

Bu hadis-i şerifin benzeri, fıkıh kitaplarımızda ifade ettiği hükümler ile beraber şöyle zikredilmiştir:

فَالْوَاجِبُ كُلُّ الْوَاجِبِ أَنْ يَجْتَنِبَ كَيْ لَا يَسْمَعَ لِمَا رُوِيَ { أَنَّهُ عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ أَدْخَلَ أُصْبُعَهُ فِي أُذُنِهِ عِنْدَ سَمَاعِهِ }

Şu hadis-i şeriften dolayı, tam anlamıyla vacip olan, bu sesleri işitmemek için böyle yerlerden kaçınmaktır: “Rasülüllah (s.a.v) çalgı sesini işittiğinde kulağını parmağı ile tıkamıştır.”

 

فَإِنْ سَمِعَهُ بَغْتَةً يَكُونُ مَعْذُورًا، وَيَجِبُ أَنْ يَجْتَهِدَ أَنْ لَا يَسْمَعَهُ لِمَا رُوِيَ: «أَنَّهُ – عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ – أَدْخَلَ أُصْبُعَيْهِ فِي أُذُنَيْهِ لِئَلَّا يَسْمَعَ صَوْتَ الشَّبَابَةِ»

Eğer bu sesleri ansızın duyarsa mazur sayılır ve şu hadis-i şerif sebebiyle duymamak için çalışması vacip olur: “Peygamber Efendimiz (s.a.v) şebâbe (klarnet misali kamıştan yapılan üflemeli bir çalgı aleti) sesini işitmemek için iki parmağı ile kulaklarını tıkadı.”

C) ULEMANIN SÖZLERİNDEN DELİLLER

 

وَقَدْ كَتَبَ الإِمَامُ عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ رضي الله عنه لِمُؤَدِّبِ وَلَدِهِ : لِيَكُنْ أَوَّلُ مَا يَعْتَقِدُونَ مِنْ أَدَبِك بُغْضَ الْمَلاهِي الَّتِي بَدْوُهَا مِنْ الشَّيْطَانِ وَعَاقِبَتُهَا سَخَطُ الرَّحْمَنِ فَإِنَّهُ بَلَغَنِي عَنْ الثِّقَاتِ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ صَوْتَ الْمَعَازِفِ وَاسْتِمَاعَ الأَغَانِي وَاللَّهَجَ بِهَا يُنْبِتُ النِّفَاقَ فِي الْقَلْبِ كَمَا يَنْبُتُ الْعُشْبُ عَلَى الْمَاءِ

Ömer b Abdülaziz (r.h) çocuğunun mürebbisine şunları yazmıştır: Çocukların senin terbiyenden öğreneceklerinin ilki, müziğe-çalgıya bu’z etmek olsun ki onun başlangıcı şeytandandır, akıbeti ise Allah’ın gazabıdır. Dikkat et, ilmine itimat olunan ulemadan bana ulaşan şudur: “Çalgı aletlerinin sesi, şarkı dinlemek, ona düşkün olmak sulu yerde otun yeşermesi gibi kalpte nifakı yeşertir.”

قال الإمام أبو العباس القرطبي: الغناء ممنوع بالكتاب والسنة وقال أيضا: “أما المزامير والأوتار والكوبة (الطبل) فلا يختلف في تحريم استماعها ولم أسمع عن أحد ممن يعتبر قوله من السلف وأئمة الخلف من يبيح ذلك، وكيف لا يحرم وهو شعار أهل الخمور والفسوق ومهيج الشهوات والفساد والمجون وما كان كذلك لم يشك في تحريمه ولا تفسيق فاعله وتأثيمه

İmam Ebu Abbas el-Kurtubî buyurdu ki: Şarkı, kitap ve sünnet ile yasaklanmıştır. Mizmar (üflemeli çalgılar) evtar (telli çalgılar) ve kûbe (davul gibi kendisine vurularak ses çıkaran çalgılar) bunları dinlemenin haram olduğunda ihtilaf yoktur. Ben Halef ve Selefin alimlerinden sözüne itibar edilen hiç bir alimin buna mubah dediğini duymadım.  Nasıl haram olmasın ki! Bunlar şarap ehlinin, fasıkların şiarıdır. Şehevî arzuları, fesadı, arsızlığı azdırıcıdır. Böyle olan şeye haram hükmünün verilmesinde, bunları işleyenlerin ise fasıklık ile damgalanıp günahkâr olduğunun söylenmesinde şüphe yoktur.

قال القاسم بن محمد رحمه الله: الغناء باطل، والباطل في النار

Kasım b. Muhammed (r.h) ise: “Şarkı batıldır, batıl ise cehennemdedir”, diye buyurmuştur.

قال الحسن البصري رحمه الله: إن كان في الوليمة لهو – أى غناء ولعب -، فلا دعوة لهم

Hasan-i Basri (r.h) da şöyle buyurur: “Eğer velime de (düğünde) şarkı ve oyun var ise bu davet(e icabet) yoktur.”

İmamı Azam hazretlerinin şöyle söylediği rivayet olunur:

الغناء من أكبر الذنوب التي يجب تركها فوراً

“Şarkı, en büyük günahlardandır ki terki gecikmeden vacip olur.”

وَقَالَ أَبُو يُوسُفَ: فِي دَارٍ يُسْمَعُ مِنْهَا صَوْتُ الْمَزَامِيرِ وَالْمَعَازِفِ أَدْخُلُ عَلَيْهِمْ بِغَيْرِ إِذْنِهِمْ لِأَنَّ النَّهْيَ عَنِ الْمُنْكَرِ فَرْضٌ، وَلَوْ لَمْ يَجُزِ الدُّخُولُ بِغَيْرِ إِذَنٍ لَامْتَنَعَ النَّاسُ مِنْ إِقَامَةِ هَذَا الْفَرْضِ.

 

İmam Ebu Yusuf hazretleri şöyle dedi: “Bir evin içinden çalgı-müzik sesi duyulduğu vakit oraya izin almadan girerim. Çünkü münkerden nehiy farzdır. Eğer izinsiz girmek caiz olmasa idi bu farzı yerine getirmekten insanlar hiç şüphesiz geri dururlar idi.”

Şarkı söyleyen ve bunu sanatı yapan, bununla meşhur olan kadın ve erkek hakkında İmam-ı Şafii hz. buyurur ki:

لاَ تَجُوزُ شَهَادَةُ وَاحِدٍ مِنْهُمَا وَذَلِكَ أَنَّهُ من اللَّهْوِ الْمَكْرُوهِ الذي يُشْبِهُ الْبَاطِلَ وَأَنَّ من صَنَعَ هذا كان مَنْسُوبًا إلَى السَّفَهِ وَسُقَاطَة الْمُرُوءَةِ

“Bunların şahitlikleri kabul olunmaz. Çünkü bu yaptıkları batıla benzeyen çirkin eğlencelerdendir. Bu işi işleyen sefihliğe nispet olunur ve mürüvveti düşer.

İmam Şafii’den şöyle söylediği tevatür olmuştur:

” خرجتُ من بغداد وخلَّفتُ بها شيئاً أحدثه الزنادقة، يُسمّونه التغبير، يصدّون الناسَ به عن القرآن “.

والتغبيرُ ذكرٌ أحدثه هؤلاء بنوعٍ من التغنّي بالشعر مع ضربِ قضيبٍ على جلدٍ أو نحوِ ذلك

Bağdat’tan çıktığımda geride (onların yapageldiği) bir şeyi bıraktım ki onu zındıklar çıkarmışlar. Kendisine “teğbîr” ismini verirler. Onunla insanları Kur’an-ı Kerimden men ederler.

Teğbîr: Şiirli teganni ile ihdas olunmuş bir zikir ki bir çeşit çubuk ile deri vb. şeylerden yapılmış bir nevi davul üzere vurmak suretiyle yapılır.

 

وَقَدْ سُئِلَ مَالِكٌ – رَحِمَهُ اللَّهُ – عَمَّا رَخَّصَ فِيهِ أَهْلُ الْمَدِينَةِ مِنْ الْغِنَاءِ فَقَالَ: إنَّمَا يَفْعَلُهُ عِنْدَنَا الْفُسَّاقُ، وَنَهَى عَنْ الْغِنَاءِ، وَاسْتِمَاعِهِ،

İmamı Malik hazretlerine Ehl-i Medine’nin kendisi hakkında ruhsat verdiklyeri şarkıdan sorulunca: “Bize göre bunu sadece fasıklar yapar”, buyurdu ve şarkıdan ve şarkıyı dinlemekten nehyetti.

وقال: “إذا اشترى جارية فوجدها مُغَنية كان له أن يردها بالعيب.”

İmam-ı Malik Hz: “Bir kimse cariye satın alsa da onu şarkı söylerken bulsa, müşteri için ayıbı sebebiyle o cariyeyi satıcıya geri vermek vardır”, diye buyurur.

Ahmed bin Hanbel Hazretlerinin oğlu Abdullah şöyle anlatır:

“سألت أبي عن الغناء؟ فقال: الغناء يثبت النفاق في القلب لايعجبني

Babama şarkı meselesini sordum: “Şarkı, kalpteki nifakı yeşertir. Bana hiç hoş gelmez.”, buyurdu.

ثم ذكر قول مالك: إنما يفعله عندنا الفساق.”

Daha sonra babam, İmam-ı Malik hazretlerinin şu sözlerini hatırlatmıştır: “Bize göre onu fasıklar işler.”

 

 

 

 

 

D) FIKIH KİTAPLARINDAN DELİLLER

(وَاسْتِمَاعُ الْمَلَاهِي حَرَامٌ) كَالضَّرْبِ بِالْقَضِيبِ وَالدُّفِّ وَالْمِزْمَارِ وَغَيْرِ ذَلِكَ. قَالَ – عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ -: «اسْتِمَاعُ صَوْتِ الْمَلَاهِي مَعْصِيَةٌ وَالْجُلُوسُ عَلَيْهَا فِسْقٌ وَالتَّلَذُّذُ بِهَا مِنَ الْكُفْرِ» . الْحَدِيثُ خُرِّجَ مَخْرَجَ التَّشْدِيدِ وَتَغْلِيظِ الذَّنْبِ،

Çalgı aletlerini dinlemek haramdır. Mesela bateri gibi çubuklu çalgı aleti, def, zurna-flüt gibi üflemeli çalgı aleti ve bunun dışındakiler gibi. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdular: “Çalgı aletlerinin sesini dinlemek masiyet, orada oturmak fısk, onunla lezzet duymak küfürdür.” Bu hadis-i şerif, “müzik dinlemekten şiddetle yasaklama” ve “günahının büyüklüğünü ifade etme” manasında olduğu ifade edilmiştir.

Hadis-i şerifteki “küfürdür” ifadesi,

” أَيْ بِالنِّعْمَةِ فَصَرْفُ الْجَوَارِحِ إلَى غَيْرِ مَا خُلِقَ لِأَجْلِهِ كُفْرٌ بِالنِّعْمَةِ لَا شُكْرٌ

“nimete nankörlük”, manasınadır. Uzuvları yaratıldığı maksadın gayrısına sarf etmek, nimete şükür değil nankörlüktür.

(وَمَنْ يُغَنِّي لِلنَّاسِ) لِأَنَّهُ يَجْمَعُهُمْ عَلَى كَبِيرَةٍ هِدَايَةٌ وَغَيْرُهَا، وَكَلَامُ سَعْدِي أَفَنْدِي يُفِيدُ تَقْيِيدَهُ بِالْأُجْرَةِ فَتَأَمَّلْ. وَأَمَّا الْمُغَنِّي لِنَفْسِهِ لِدَفْعِ وَحْشَتِهِ فَلَا بَأْسَ بِهِ عِنْدَ الْعَامَّةِ عِنَايَةٌ، وَصَحَّحَهُ الْعَيْنِيُّ وَغَيْرُهُ. قَالَ: وَلَوْ فِيهِ وَعْظٌ وَحِكْمَةٌ فَجَائِزٌ اتِّفَاقًا وَمِنْهُمْ مَنْ أَجَازَهُ فِي الْعُرْسِ كَمَا جَازَ ضَرْبُ الدُّفِّ فِيهِ، وَمِنْهُمْ مَنْ أَبَاحَهُ مُطْلَقًا، وَمِنْهُمْ مَنْ كَرِهَهُ مُطْلَقًا اهـ. وَفِي الْبَحْرِ: وَالْمُذْهَبُ حُرْمَتُهُ مُطْلَقًا فَانْقَطَعَ الِاخْتِلَافُ، بَلْ ظَاهِرُ الْهِدَايَةِ أَنَّهُ كَبِيرَةٌ وَلَوْ لِنَفْسِهِ وَأَقَرَّهُ الْمُصَنِّفُ. قَالَ: وَلَا تُقْبَلُ شَهَادَةُ مَنْ يَسْمَعُ الْغِنَاءَ أَوْ يَجْلِسُ مَجْلِسَ الْغِنَاءِ

İnsanlara şarkı söyleyen kimsenin şahitliği kabul olunmaz. Çünkü bu kimse, onları büyük günah üzere toplamıştır. Hidaye ve diğer kitaplarda böyle geçer. Sa’dî Efendinin kelamı ise ücretle başkaları için şarkı söyleyenin adaletinin düşeceğini ifade eder. Ancak “vahşeti def için” kendisi için tegannide bulunanın yaptığında ekser ulema indinde beis yoktur. Aynî ve gayrısı bu hükmün sahih olduğunu ifade etti ve dedi ki: “Eğer tegannide va’z ve hikmet varsa ittifakan caizdir”. Ulemadan bu tür olan teganniye düğünde icazet veren vardır. Düğünlerde def çalmaya caiz dedikleri gibi. Bu tür olana mutlak olarak cevaz veren de vardır. Ancak mutlak olarak kerih gören de vardır. Bahir isimli eserde şöyle zikredilir: Zahir-i mezhep, mutlak olarak haram oluşudur. Bununla ihtilaf sona ermiş olur. Hatta Hidaye’nin zahiri, bunun büyük günah olduğudur. İsterse kendi için söylemiş olsun. Musannıf bunu böylece ikrar etmiş ve şöyle söylemiştir: Şarkı dinleyen, şarkı meclisinde oturanın şahitliği kabul olunmaz.

MEKTUBATI ŞERİFEDEN DELİLLER

 

وَاعْلَمْ أَنَّ الرَّقْصَ وَالسَّمَاعَ دَاخِلٌ فِي الْحَقِيقَةِ فِي اللَّهْوِ وَاللَّعِبِ وَقَوْلُهُ تَعَالَى (وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِ) الْآيَةَ، نَازِلٌ فِي شَأْنِ الْمَنْعِ عَنِ الْغِنَاءِ كَمَا قَالَ مُجَاهِدٌ الَّذِي هُوَ تِلْمِيذُ ابْنِ عَبَّاسٍ وَمِنْ كِبَارِ التَّابِعِينَ أَنَّ الْمُرَادَ بِلَهْوِ الْحَدِيثِ الْغِنَاءُ فِي الْمَدَارِكِ لَهْوُ الْحَدِيثِ السَّمَرُ وَالْغِنَاءُ وَكَانَ ابْنُ عَبَّاسٍ وَابْنُ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ يَحْلِفَانِ أَنَّهُ الْغِنَاءُ، وَقَالَ مُجَاهِدٌ فِي قَوْلِهِ تَعَالَى: وَالَّذِينَ لاَ يَشْهَدُونَ الزُّورَ أَيْ: لاَ يَحْضُرُونَ الْغِنَاءَ وَحُكِيَ عَنْ أَبِي نَصْرٍ الدَّبُوسِيِّ عَنِ الْقَاضِي ظَهِيرِ الدِّينِ الْخَوَارْزِمِيِّ: مَنْ سَمِعَ الْغِنَاءَ مِنَ الْمُغَنِّي وَغَيْرِهِ أَوْ يَرَي فِعْلاً مِنَ الْحَرَامِ فَيَحُسِّنُ ذَلِكَ بِاعْتِقَادٍ أَوْ بِغَيْرِ اعْتِقَادٍ يَصِيرُ مُرْتَدًّا فِي الْحَالِ بِنَاءً عَلَى أَنَّهُ أَبْطَلَ حُكْمَ الشَّرِيعَةِ وَمَنْ أَبْطَلَ حُكْمَ الشَّرِيعَةِ فَلاَ يَكُونُ مُؤْمِنًا عِنْدَ كُلِّ مُجْتَهِدٍ وَلاَ يَقْبَلُ اللَّهُ طَاعَتَهُ وَأَحْبَطَ اللَّهُ كُلَّ حَسَنَاتِهِ أَعَاذَنَا اللَّهُ سُبْحَانَهُ مِنْ ذَلِكَ وَاْلآيَاتُ وَاْلأَحَادِيثُ وَالرِّوَايَاتُ الْفِقْهِيَّةُ فِي حُرْمَةِ الْغِنَاءِ كَثِيرَةٌ جِدًّا عَلَى حَدٍّ يَتَعَذَّرُ إِحْصَاؤُهَا

Sen bil ki raks ve sema’ (coşkusundan hareket, dönmek), hakikatte lehv ve la’b (dinî-dünyevî hiç bir faidesi olmayan oyun-eğlence) içinde dahildir. Cenab-ı Hakk’ın “İnsanlardan kimi de vardır ki, laf eğlencesi satın alır.”, ayet-i kerimesi, şarkıdan yasaklama hakkında nazil olmuştur. İbn-i Abbas (r.a)’ın talebesi, Tabiî’nin büyüklerinden Mücahid (r.h)’in buyurduğu gibi: “Bu âyet-i kerimede geçen (laf eğlencesi diye mealini verdiğimiz) “lehve’l-hadîs” nazmı celili ile murad şarkıdır.” Medârik (Tefsir-i Nesefî) isimli eserde, ““lehve’l-hadîs” nazmı, (asılsız hikâyelerle yapılan) lakırdı ve şarkıdır.” diye bir tefsir vardır. İbni Abbâs ve İbni Mes’ûd “radıyallahü anhüm”, bu nazmın şarkı manasında olduğuna yemin ederler. Mücâhid (r.h), “Ve onlar ki zûra şâhid olmazlar” ayet-i kerimesini “şarkı-müzik olan yerde hazır olmazlar” diye tefsir etmiştir. Ebû Nasr ed-Debûsî ve Kâdî Zahîru’d-dîn el-Harezmî’den şöyle rivayet olunmuştur: “Şarkıcı ve gayrısından müzik dinleyen veya haram olan bir işe muttali olan bir kimse, bu yapılanları, inanarak veya inanmayarak güzel görse (bu hükmü, onların gerçekten güzel olduğuna inanarak veya güzel olduğuna inanmadan sırf laf olsun diye vermiş olsa) dinin hükmünü iptal etmiş olmasına binaen filhal mürted olur.” Dinin hükmünü iptal eden ise bütün müçtehitler indinde mümin olmaz. İbadetlerini Allah kabul etmez. Bütün iyiliklerini hiçe indiriverir. Böyle felâketten Allah Sübhanehü bizi muhafaza buyursun. Şarkının haram olduğuna dair ayetler, hadisler ve fıkhi rivayetler hakikaten çoktur. Öyle ki sayması müteazzirdir. (çok zordur.)

 

 

ŞARKININ BAZI ZARARLARI

Kur’an-ı Kerimden Alıkoyar

Şarkı-müzik, yukarıda zikri geçtiği üzere Kurân-ı Kerimi okuyup-dinlemekten, onda düşünüp tefekkür etmekten alıkoyar.

 

Hayâyı Azaltır, Şehveti Arttırır

Yezid b. Velid buyurur ki:

يا بني أمية إياكم والغناء فإنه ينقص الحياء، ويزيد في الشهوة، ويهدم المروءة

Ey Ümeyye Oğulları! Şarkıdan sakının. Çünkü o hayâyı azaltır, şehveti arttırır. Mürüvveti (kişiliği) yıkar.

 

Cennet Kurrâları’nı Dinleyemez

Ebu Musa’l-Eşârî (r.a), Peygamber Efendimiz (s.a.v)’den rivayet eder:

مَنِ اسْتَمَعَ إِلَى صَوْتِ غِنَاءٍ لَمْ يُؤْذَنْ لَهُ أَنْ يَسْمَعَ الرُّوحَانِيِّينَ). فَقِيلَ: وَمَنِ الرُّوحَانِيُّونَ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: (قُرَّاءُ أَهْلِ الْجَنَّةِ(

Şarkı dinleyen kimseye Rûhâniyyûn’u dinlemesine izin verilmez. Ya Rasulellah Rûhâniyyûn kimdir? Denilince, Peygamberimiz “Cennet ehlinin kurrâlarıdır.(Kur’an Okuyanlarıdır.)

 

Kulaklarına Kurşun Dökülür

Enes bin Mâlik (r.a) rivayet eder: Rasülüllah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

مَنْ جَلَسَ إِلَى قَيْنَةٍ يَسْمَعُ مِنْهَا صُبَّ فِي أُذُنِهِ الْآنُكُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

Kendisinden şarkı dinlediği çengi cariyenin meclisinde oturan kimsenin, kıyamet gününde kulağına kurşun dökülür.

Kalpte Nifakı Yeşertir.

الْغِنَاءُ يُنْبِتُ النِّفَاقَ فِي الْقَلْبِ

Rasülüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:  Şarkı-müzik kalpte nifakı yeşertir.

 

Musibete Sebep Olur

حديث عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهم عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا فَعَلَتْ أُمَّتِي خَمْسَ عَشْرَةَ خَصْلَةً حَلَّ بِهَا الْبَلَاءُ فَقِيلَ وَمَا هُنَّ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ إِذَا كَانَ الْمَغْنَمُ دُوَلًا وَالْأَمَانَةُ مَغْنَمًا وَالزَّكَاةُ مَغْرَمًا وَأَطَاعَ الرَّجُلُ زَوْجَتَهُ وَعَقَّ أُمَّهُ وَبَرَّ صَدِيقَهُ وَجَفَا أَبَاهُ وَارْتَفَعَتِ الْأَصْوَاتُ فِي الْمَسَاجِدِ وَكَانَ زَعِيمُ الْقَوْمِ أَرْذَلَهُمْ وَأُكْرِمَ الرَّجُلُ مَخَافَةَ شَرِّهِ وَشُرِبَتِ الْخُمُورُ وَلُبِسَ الْحَرِيرُ وَاتُّخِذَتِ الْقَيْنَاتُ وَالْمَعَازِفُ وَلَعَنَ آخِرُ هَذِهِ الْأُمَّةِ أَوَّلَهَا فَلْيَرْتَقِبُوا عِنْدَ ذَلِكَ رِيحًا حَمْرَاءَ أَوْ خَسْفًا وَمَسْخًا

“Ümmetim on beş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vacib olur!” buyurmuşlardı. (Yanındakiler): “Ey Allah’ın Resulü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Aleyhissalâtu vesselâm saydı:

1. Ganimet (fakir fukaraya değil de sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir meta haline geldiği zaman

2. Emanet ganimet sayılıp, emanete riayet kalmadığı zaman,

3. Zekat vermeyi ceza telakki ettikleri zaman,

4. Erkekler hanımlarına itaat edip,

5. Annesine asi olduğu zaman,

6. Ahbabına karşı iyi olup,

7. Babasına cefa verdiği zaman,

8. Mescidlerde (Allah ve rasülünün istemediği) sesler yükseldiği zaman,

9. Kavme, onların en alçağı reis olduğu zaman,

10. Zararı dokunmasın diye bir kimseye hürmet edildiği zaman,

11. Her türlü içki içildiği zaman,

12. İpek (erkekler tarafından) giyildiği zaman,

13. Çengi olan (şarkı söyleyip oynayan)  kadınlar yetiştirilip çoğaltıldığı zaman,

14. Her türlü çalgı aletleri imal edilip kullanıldığı zaman,

15. Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere hakaret ettiği zaman

artık kızıl rüzgârı, yere batışı, suretlerin tebdilini bekleyin.”

 

 

 

 

 

Share.

About Author

Leave A Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.