Warning: "continue" targeting switch is equivalent to "break". Did you mean to use "continue 2"? in /home/gencvet1/public_html/kundun55.com/wp-content/plugins/revslider/includes/operations.class.php on line 2758

Warning: "continue" targeting switch is equivalent to "break". Did you mean to use "continue 2"? in /home/gencvet1/public_html/kundun55.com/wp-content/plugins/revslider/includes/operations.class.php on line 2762

Warning: "continue" targeting switch is equivalent to "break". Did you mean to use "continue 2"? in /home/gencvet1/public_html/kundun55.com/wp-content/plugins/revslider/includes/output.class.php on line 3689
Gökten zembille inen parti - Kundun55

Gökten zembille inen parti

0

Gökten zembille inen bir parti. Müslümanların onu ALLAH’ın bir hediyesi olarak görmesi. Bu anlayışa sebep olan gelişmeler çok önemli aslında. Cumhuriyet rejimlerinde, demokrasiyle başa gelen liderlerin aslında hikayeleri hep bir birine benzer. Bir parallellik söz konusudur. İllaki gölgeler içinde ki mahfillerde gizli yeminler etmiş biraderler, bu siyasi başkanların ellerinden tutmuşlardır. Direk ya da dolaylı olarak bu olmuştur. Bu gizli yemine sahip biraderler pekte göz önünde değillerdir. Öncelikli ilkeleri gizliliktir zaten. Tarih 26 Mart 1999’da Pınarhisar Cezaevine giren bir adamım mağduriyeti tüm Türkiye’de ki vicdan sahibi müslümanları üzdü. Biliyorsunuz ki Demokrasi demek, çoğunluğun azınlığa tahakkümü demektir. Türkiye’de hasbel kader çoğunluk sağcı muhafazakârlardadır. Sağ partiler bölük olduğu için tek başlarına iktidar sahibi olamamışlardır ama bu bölünmüş sağ partileri tek bir parti altında toplamanın yolunu yeminli biraderler na hak yere hapse girmiş bir adamın kurduğu partiyle sağlamanın mümkün olduğunu keşfetmişlerdir. 10 aylık hapis hayatında iyi bir eğitimden geçen başrol oyuncumuzun elinden tutan isimler çok enteresandır. 

“TAYYİP BEY TÜRKİYE’YE BAŞBAKAN OLACAK !

Yer ; DURUSU Konakları, Bulgaristan sınırında….Tarih : 24 EKİM 1999 Toplantıya katılan Kişiler ; Nail KEÇELİ, Münci İNCİ, Fehmi KORU, Emin ŞİRİN, Nazlı ILICAK, Yalçın DOĞAN, Bülent AKARCALI, Fehmi GÜLTEKİN, Tezcan YARAMANCI, Güler KÖMÜRCÜ, yağ fabrikatörü bir kadın, 3 tane Mimar Sinan Üniversitesinden Profösör, ABD Büyükelçisi Morton Abramowitz in görevlendirdiği Amerika’nın İstanbul Başkonsolosu Kate Schertz ve Konsolosluk arabasıyla kolunda yürüyen Devlet BAHÇELİ’nin görevlendirip gönderdiği Tuğrul TÜRKEŞ ve tercümanları…ve İstanbul Belediye Başkanı R.Tayyip ERDOĞAN’ın danışmanı Erol MÜTERCİMLER…

ABD B.Elçisi Morton Abramowitz 1996’da Erdoğan’ı keşfediyor, 1999’da parlatmaya başlatmış. Erol MÜTERCİMLER, Münci İnci’nin kendisine ‘Tayyip Bey bu ülkeye Başbakan olacak’ dediğini, kendisinin ise ‘O zaman psikolojisini hiç iyi görmedim. 5-6 ay yurt dışına gönderin dinlensin, mümkünse İngilizce öğrensin’ dediğini söylüyor. Münci İnci ise ; Tayyip Bey’in zaten cezaevi sürecinde üniversitelerden taşınan hocalardan eğitim aldığını ve İngiltere’de bir kolej ayarlandığını söyledi. Münci İnci’nin bu sözlerinden anlaşılıyor ki, bir şiir yüzünden, sözde hapse atılması da bir senaryoydu ve o hapis sürecinde normal mahkum olmadığını veya belki de, cezaevinden İngiltere’ye götürüldüğünü bile düşünebiliyoruz.

Ama, TAYYİP BEY BU ÜLKEYE BAŞBAKAN OLACAK kararının alındığı toplantı, Amerikalılar tarafından düzenlenmiş ve gazetecilerle, sermayeye TAYYİP ERDOĞAN ismi servis edilmiştir. Bu servisten sonra, Siirt seçimlerinin iptali ve Deniz BAYKAL ın becerisiyle, Tayyip Beyin TBMM ne girdiğini de… unutmayalım tabii !

Ve, 3 yıl sonra, Amerikanın Kemal DERVİŞ i DSP ye ve hükümete sokması, arkasından DSP yi bölmesi ve Devlet BAHÇELİ nin Uluyayla da ERKEN seçim istemesi ile, 3 Kasım 2002 SEÇİMLERİ OLDU MU ? Oldu. Bu seçimlerde YALÇIN DOĞAN Medyası ve diğerleri AKP ve R.Tayyip ERDOĞAN’ı parlattılar sadece ve hükümetteki 3 parti, DSP-ANAP-MHP… üçü de meclise giremedi değil mi ! AKP ve CHP ile, iki partili meclis oluştu ve Amerika da böylece gücünü ispatladı.” (Gerçek Bandırma Gazetesi) 

Göklerden gelen bir karar var dedikleri meğersem okyanus ötesinden geliyormuş. Planlar, kurgular, senaryolar, oyun kurucular, aktörler, baş aktörler, yönlendiriciler, manüpilasyoncular, finansörler vs. hepsi göklerden gelen karar ile değil de, okyanus ötesinde ikamet eden Fetullah Gülen ve Amerika gizli servisi olan CİA’dan geliyormuş. Haşa kelam ALLAH’ın gücünü küçümsediğimiz yok. Sadece malum şahsın münafıklığına delalet etsin diye yalanını ortaya çıkartmak derdindeyiz. Münci İnci denilen şahıs avukattır ve Fetöcüdür. Öldüğü zaman Tayyip Erdoğan tüm ailesiyle cenaze merasimine iştirak etmiştir. Bu ufak bir detaydır. Fetöcülerin resepsiyonlarından, sohbetlerindem, mütevelli heyetlerinden hiç geri durmayan ama nedense fetöcü olmayan bir Tayyip Erdoğan portresi için gerekliydi bu detay diye düşünüyorum. Akp 2002 seçimlerinde kazandı. Siyasi yasağı olduğu için Abdullah Gül başbakan oldu. Amerika sürekli bastırıyordu. İncirlikten uçakların kalkıp Irak’ı vurması için. Abdullah Gül başaramadı. Deniz Baykal direndi. Belkide direnmesi için emir aldı. Çünkü ana aktörün Başbakan olması icap ediyordu. Sonunda Siirt seçimleri iptal oldu. Deniz Baykal Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasağının kaldırılmasında etkin rol aldı. Tayyip Erdoğan Siirt’ten seçimi kazandı. Başbakan oldu! Buraya kadar herşey tıkır tıkır işleyen bir Abramovitz ve Gülen planıdır. Benim en çok dikkatimi çeken Tayyip tarihinde 19 Mart 2003’de saat 23:00’de onaylanan tezkeredir. Bu tezkere mahiyeti bakımından Amerika’nın işgalini kolaylaştırmış, Irak’ta milyonlarca müslümanın öldürülmesine imkân sağlamıştır. Bu mahiyeti bakımından Amerika’ya tanıdığı kolaylıklardan sadece bir kaçıdır. Lakin şekil itibariyle Abdullah Gül’ün geçiremediği tezkereyi Tayyip Erdoğan’ın geçirmesi dikkate şayandır. Tüm dünya müslümanlarının dua ettiği adam aslında Irak’ta ki katlıamların ortağıdır. O tezkerenin meclisden geçmesinden sonra 20 Mart sabahı saat 04:00’de İncirlikten kalkan Amerikan savaş uçakları Irak’ta katliama sebep olmuşlardır. Bu katliamın vebali Tayyip Erdoğan ve dedtekçilerine yeterde artar bile. Bu hadiseyi Erbakan merhum bir haber programında göz yaşlarını tutamayarak anlatmıştı. İşte göklerden gelen bir kararın islam dünyasına açtığı yara ve Türkiye müslümanlarına vurduğu darbe. 2002’den 2019’a kadar islamın ve müslümanların Türkiye’de ki serüvenini de özetlemek isterim aslında. Ehli Sünnet hassasiyetinin bitirilip yerine modernist, reformist, tarihselci, oryantalist, Hadis İnkarcırı, felsefeci yprumun getirilmesini özetlesek keşke. Birde Vehhabi selefi oyunlarını, insanları kandırmak için eli kanlı Vehhabilerin Selefi adı altında müslümanlar gençleri zehirlemelerini anlatmalıyız. Ama önce hükümet ortağı olan Fetöcülerin Akp ile kol kola girerek islama verdikleri büyük zararları analiz etmemiz gerekiyor. Belli bir süre içerisinde İslama ve müslümanlara verilen zararların göz ardı edilerek sürekli onlara maddi ve manevi menfaatler ve hareket alanları verilmesi dikkate şayandır. Akp iktidarı 17-25 Aralık 2013 hadisesine kadar, yani Fetöcülerin Akp iktidarına artık ortak olmak istemelerine kadar Akp iktidarı Fetöcüleri maddi ve manevi destekledi, devletin en mahrem noktasından en önemli pozisyonlarına kadar fetöcülerin atamasını sağladı. Büyükşehir belediyelerinin sosyal yardım fonlarından milyonlarca hatta milyrlarca parayı onlara aktardılar. Akla mantığa uymayan arsa ihalelerini onlara verdiler. Ne zamana kadar? Tayyip Erdoğan’ın oturduğu koltuktan yer isteyene kadar böyle geldi geçti. Herşeyi verdiler. Buna ispatım Erdoğan’ın kendi sözleridir. Google’ye yazın:”Ne istedinizde vermedik?”. Bizim konumuz Tayyip’in Fetöyü güçlendirmesinden çok onların islamı ifsad ederken ses çıkarmamasıdır. Fetöcüler Ehli Sünnet düşmanıdır. Dinler arası dialog safsatısının en kesif dedtekçileridir. Bu şeytani planlarını uygulama da Akp iktidarı da devletin her imkanıyla onlara yardım etmiştir. Birlik olup İslamı yaralamak istemişlerdir. Peki müslümanlığından zerrece şüphe edilmeyen Erdoğan böyle bir ifsad programına bile isteye neden ortak olmuştur? Yoksa Milli Görüşçü gömleğini giydiğinde kendisi zaten Ehli Sünnete aykırı bir sapkın yoldamıydı? Mehmed Şevket Eygi merhumun bir yazısını aynen buraya iktibas etmek istiyorum:

ÖNÜMDE büyük boy, ciltli, iyi kağıda basılmış 360 sayfalık bir kitap var.

İsmi: “İslâm ve Modernizm. Fazlur Rahman Tecrübesi.” 1997 de İstanbul da 2000 adet bastırılmış.

Bastıran: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı.

Sunuş yazısını o zaman Belediye Başkanı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan yazmış. Şu cümlelerle başlıyor.

“Kardeş Pakistan ın yetiştirdiği büyük bilim adamı ve düşünür Fazlur Rahman, İslâm dünyasında olduğu kadar Batı da da önemsenen, düşünce ve tezleri üzerinde geniş tartışmalar açılan bir şahsiyettir. Düşünce hayatıyla yakından ilgilenenler merhum Fazlur Rahman ın Türkiye de ne büyük bir etkiye sahip olduğunu bilirler. Fazlur Rahman ı hararetle savunan öğrencileri ve izleyicileri olduğu gibi, ona şiddetli muhalefet gösterenler de var.”

İstanbul Belediyesi 22-23 Şubat 1997 de bir Fazlur Rahman toplantısı tertiplemiş. Buna yabancı uzmanlar da çağrılmış, her gün dört oturum yapılmış, yekun olarak sekiz oturumda otuz kadar tebliğ okunmuş.

Bu kitap, Tarihsellik ekolü veya fırkası denilen bid at cereyanının kurucusu olan Pakistanlı Fazlur Rahman ın Ehl-i Sünnete uymayan fikir, inanç ve görüşlerinin bir nevi tanıtım ve savunmasıdır.

O Fazlur Rahman ki, kendi ülkesinde binden fazla din alimi, fakih, müftü, müderris tarafından protesto edilmiş ve kovulmuştur. Kitabın başında Prof. Mehmet S. Aydın ın bir takrizi (övgüsü) yeralıyor.

Benim bildiğim kadarıyla şu anda Ankara İlahiyat Fakültesi Fazlur Rahman ın yoluna girmiştir.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan, hürmet ve itimat ettiği muhterem Emin Saraç hocaefendiye sormuş olsaydı, Fazlur Rahman ın kim olduğunu, mahiyetini, içyüzünü öğrenmiş olurdu.

Ben bir Ehl-i SünnetMüslümanı olarak Fazlur Rahman ı hiç tutmam ve sevmem. Çünkü onun tarihsellik tezi kabul edilirse ortada din diye bir şey kalmaz. O tarihsel, bırak, bu tarihsel boş ver; geriye Yahudilerin ve Haçlıların istediği ılımlı, light, evcil, sulandırılmış bir İslâm kalır. (Diyalog İslâm ı…)

Türkiye yi ve İslâm dünyasını kurtaracak yol, zihniyet, tez; yirminci asırda Ehl-i Sünnet İslâmlığının bayraktarlığını yapmış olan Şeyhülislâm Mustafa Sabri, Düzceli Muhammed Zahid el-Kevserî gibi icazetli gerçek hocaların zihniyetidir.

Fazlur Rahman, kelamcıların incelemesi, tahlil etmesi ve yanlışlarını ortaya koyması gereken bozuk bir fırka kurmuştur. Bu fırkanın, Türkiye de çoğunluğu oluşturan Sünnî Müslümanlara bozuk olduğunun bildirilmesi ve başta inançlı aydınlar olmak üzere halkın uyarılması gerekmektedir.

İstanbul BüyükşehirBelediyesi bu Fazlur Rahman toplantısı için kimbilir ne büyük masraflar etti. Dış ülkelerden gelenlerin uçak, beş yıldızlı otel masrafları, ziyafetler, hediyeler vs… Keşke bu paralarla bir Ehl-i Sünnet büyüğü tanıtılmış olsaydı. Ne kadar faydalı ve hayırlı olurdu.

Ehl-i Sünnet i Savunmak Her Müslümanın Vazifesidir

MÜSLÜMAN bir gazeteci, okur-yazar olarak niçin Ehl-i Sünnet i destekliyorum, savunuyorum

Çünkü böyle bir destekleme ve savunma benim vazifemdir.

Ehl-i Sünnet Müslümanlığı Kur ân a, Sünnet e; Allah ın rızasına, sevgili Peygamberimizin (salat ve selam olsun O na) bize bıraktığı mirasa uygun Müslümanlıktır.

Ehl-i Sünnet Asr-ı Saadet le bizim aramızdaki devamlılıktır. Onda kopukluk olmasını istemeyiz.

Ehl-i Sünnet ana caddedir. Kardeşlerimizin bu ana caddeyi bırakıp patikalara, çıkmaz sokaklara, dar ve ulaştırmaz yollara sapmalarını istemeyiz.

Ehl-i Sünnet İmamı Azam Ebu Hanife nin, İmamı Mâlik in, İmamı Şafiî nin, İmamı Ahmed ibn Hanbel in bize anlattığı dindir.

Kurdukları fıkıh sistemleri devam etmemiş olan onlarca büyük müctehid efendilerimizin yoludur.

Ehl-i Sünnet Ashab-ı Kiram efendilerimizin yoludur.

Ehl-i Sünnet Selef-i Sâlihîn efendilerimizin yoludur.

Ehl-i Sünnet Tâbiîn efendilerimizin yoludur.

Ehl-i Sünnet âmil ve rabbanî, gerçek ve icazetli ulemanın yoludur.

Ehl-i Sünnet büyük müfessirlerin yoludur.

Ehl-i Sünnet büyük muhaddislerin yoludur.

Ehl-i Sünnet orta İslâm yoludur.

Ehl-i Sünnet akl-ı selimin ışığında vahye ve sünnete dayalı İslâm dır.

Ehl-i Sünnet on dört asırlık icma-i ümmet yoludur.

Ehl-i Sünnet evliyaullah ın yoludur.

Ehl-i Sünnet İmamı Buharî lerin ve diğer büyük hadîs imamlarının, Gazalîlerin, Abdülkadir Geylanî lerin, İmamı Süyutî lerin, İmamı Şaranî lerin, Muhyiddin ibn Arabî lerin, İmamı Birgivî lerin, Şah Muhammed Bahaüddin Nakşibendî lerin, Ahmed er-Rufaî lerin, Mevlana Celalüddin lerin, Ahmed Yesevî lerin, İmamı Rabbanî lerin ve diğer bütün büyüklerin yoludur.

Ehl-i Sünnet gavsların, kutubların, ebdalların, nücebanın, nükebanın ve diğer ruhaniyet büyüklerinin yoludur.

Ehl-i Sünnet Selahaddin lerin, İmamı Şamil lerin, Emîr Abdülkadir Cezairî lerin yoludur.

Ehl-i Sünnet Ahmed Zeynî Dahlan ların, Yusuf İsmail Nebhanî lerin, Şeyhülislâm Mustafa Sabri lerin, Zahid el-Kevserî lerin yoludur.

Ehl-i Sünnet Said-i Okur (Nursi)’un,Erbilli Esad Efendi nin, Abdülhakim Arvasî nin, Süleyman Hilmi Tunahan Efendi hazretlerinin ve benzeri meşayihin yoludur.

Elbette bir Müslüman olarak bu mübarek ve feyizli ve nurlu yolu tutacağım, bu yolu savunacağım ve destekleyeceğim.

Bu yola karşı olanlarla, bu yolu kapatmak isteyenlerle, bu yola düşmanlık edenlerle en güzel, meşru ve uygun şekilde münazara etmek benim vazifemdir.

Yüce Kur ân ımızın cahiller, icazetli müfessir olmayanlar, kötü niyetliler tarafından re ye, heva ve hevese dayalı olarak yanlış şekilde yorumlanmasına elbette karşı çıkacağım ve halkı uyaracağım.

Ehl-i Sünnet i savunmak sadece ulemanın işi ve vazifesi değildir, bütün Müslümanların vazifesidir.

Ulema ilim ile ulema sınıfına dahil olmayanlar da akıllarının ve kültürlerinin yettiği derecede gerçekleri açıklayarak bu hizmet ve vazifeyi ifa ve eda ederler.

Ehl-i Sünnet yıkılmasın, darbelenmesin, halkın ve gençliğin bir kısmı aldatılmasın. Gayemiz budur.

 Yazar Mehmed Şevket Eygi 02 Aralık 2008”

Görüyoruz ki Akp-Fetö İslamı ifsad etme programından öncede Tayyip Erdoğan Hak Yoldan çıkmış sapkın bir fırkaya, Fazlurrahmancılığa gönül vermiş. O zaman Akp iktidarı süresince İslamın dejenere olmasına, sekülerleşmesine ve Ehli Sünnet itikadının bozulması için her türlü imkanın sapkınlara seferber edilmesine şaşmamalı! Öyle değil mi? Öyle bir eşiğe geldik ki, İlahiyatçı(!) Profesör(!) İlhami Güler gibi biri çıkıp diyor ki:”…Bu ayetler geçerliliğini kaybetmiştir.” İslam hassasiyeti çok olan, alnı secdeli, tüm İslam alemi için günde iki saat uyuyan, hatta uyumayan bir liderin böyle bir hadise karşısında sessiz kalması abesle iştigaldir. Tayyip Erdoğan’ın İslama verdiği zarar içler acısıdır bunu artık sizin kendi araştırmanıza ve vicdanınıza bırakıyorum. Tayyip Erdoğan’ı Tayyip Erdoğan yapanların Tayyip Erdoğan’a bir misyon daha yüklediğini biliyormuydunuz? BOP! eş başkanlığı. BOP mevzusunu da inşALLAH daha sonra izah etmeye çalışacağım. Birde Akp hükümeti boyunca besmeleli ve besmelesiz 50 küsür klise açıldığını biliyormusunuz? Selametle…

Share.

About Author

Leave A Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.