Yazar: admin

Baba, senede bir gün hatırlanır, ama insanların maddi ve manevi hayatında çok güçlü bir figür olduğu inkâr edilemez. Psikologlar bu figürün kız ve oğlanda büyük rol oynadığından bahsediyorlar. Kur’an-ı kerimde anneler, çocuk yetiştiren tarlalara benzetilmiştir. Tarlanın yeşerttiği tohum ise babadan gelir. Bu sebepledir ki, nesep ilminde soy babadan yürür. Mert, cömert ve merhametli kişilere baba adam denir. Birinden iyilik gören, “Bana babalık yaptı” der. Kerim devlete “Devlet baba” derler. Din, babaya kayıtsız şartsız hürmeti, hatta babasının dostlarına bile yakınlık göstermeyi emreder. Oğul, babasının hücrelerine sinmiş hususiyetlerin sahibidir. Kalbindeki tevhid inancının mümessilidir. Nesillerden beri devam eden dünya tecrübesini öğrettiği talebesidir. Onun…

Read More

II.Cihan Harbi’nde Rusya’yı işgal eden Almanlar, yerli halktan lejyonlar kurmuştu. Tarihi hâdiseler her zaman olup bitmez; bazen eserleri yıllarca, asırlarca devam eder. II.Cihan Harbi esnasında Rusya’daki Müslümanların başına gelenler; Almanların işgali ve çekilmesinin ardından Stalin’in emriyle bir gecede vagonlara doldurulup Sibirya’ya sürülmeleri, tesirlerini bugün bile devam ettiren bir faciadır. Kendine benzer Ruslar, XVI.asırdan itibaren etrafındaki ülkeleri yuta yuta dünyanın en büyük ve tipik sömürge imparatorluğunu kurdu. Moskova, birbirinden çok farklı kültürlere sahip ülkeleri ve halkları asırlarca idare etti. Şimdi de resmen veya fiilen böyledir. Bu sömürge imparatorluğu, İngiliz ve Fransızlarınkine benzemez. İngiltere ve Fransa, topraklarından çok uzak ülkelere hâkimlerdi. Bunların…

Read More

Gizli faaliyetler yürütüp Büyük İsrail’e hizmet ettiği söylenen Pakruduniler kimdir? Türklerin Anadolu’yu vatan edinmesinden sonra, Yahudilikten Ermeniliğe geçen, ama hakiki hüviyetini muhafaza ederek gizli ajanda taşıdığına inanılan bir topluluktan bahsedilir: Pakraduniler. Güya bunların çoğu Ermeni tehciri üzerine Müslüman görünmüş. Fanatik Ermeni muhalifliği ve Türk ırkçılığı yanında, her fırsatta din aleyhtarlığı yapmak, bazen sosyalist ve bazen de Kemalist ideolojiyi müdafaa etmek bunların alâmet-i fârikası olmuş. Aralarında eski bir milletvekilinin de bulunduğu bu iddianın sahipleri, aralarında reisicumhur ve bakanların da olduğu nice kimsenin ismini verirler. Süleyman Demirel, Turgut Özal, Abdullah Gül, Recai Kutan, Oğuzhan Asiltürk, Devlet Bahçeli, Hasan Celal Güzel, Mehmet Ağar,…

Read More

Samsun’a çıktıktan hemen sonra Mustafa Kemal Paşa’nın Havza’da 3 hafta kalması, pek bilinmez ama, yakın tarihin en mühim kırılma noktalarındandır. İstanbul hükümeti tarafından, İngilizlerin arzusu üzerine, Karadeniz’deki asayiş hareketlerini teftiş etmek; esasta İttihatçıların yeniden teşkilatlanarak iktidarı ele geçirmelerini önlemek maksadıyla ordu müfettişi sıfatıyla Anadolu’ya gönderilen Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasını müteakip geldiği Havza’daki günleri, inkılap tarihinde pek anlatılmaz. Aslına bakılırsa Paşa’nın bu küçük kasabada 19 gün kalması dikkat çekicidir. Buradaki faaliyetler, Ankara hareketinin nüvesini teşkil eder. Hem kaplıca hem iş 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla ve yanında 19 kişilik maiyeti olduğu halde 16 Mayıs’ta İstanbul’dan hareket eden ve 19 Mayıs’ta Samsun’a…

Read More

Bazısının şöhreti uzaklara yayılmıştır. Yazılarının güzelliği ve ifadelerinin keskinliğiyle nam salmışlardır. “Ferman gibi istida yazar, bir tuğrası eksik” veya “İpten adam alır” derler. Vaktiyle resmi makamlara istida yazmak ve icabında dava takip etmek arzuhalcilerin işiydi. Ekseri Ayasofya, Eminönü ve Bayezid’de cami avlularındaki revakların altında; çarşı ve arastalarda; İstanbul’da Bâbıâli’ye, taşrada hükümet konağına yakın han ve kahvehanelerde otururdu. Önlerinde çekmece dedikleri küçük yazı masalarıyla hasır iskemle üzerinde icra-i faaliyet eder; kimi de tahtadan küçücük dükkânlarda iş görürlerdi. Şemsiyesi de unutmamalıdır. Bu zanaatkârın asıl ismi “arzıhalci”dir. Arz, takdim etmek; arz-ı hâl ise hâlini anlatmak manasına gelir. Bir yere istida (dilekçe) vermekte,…

Read More

KRAL VE MAYMUN Bir maymun ısırığı tarihin gidişini değiştirdi. Churchill, “Bu maymunun ısırmasından dolayı bir kral ve çeyrek milyon kişi öldü” derdi. Genç Yunan Kralı Aleksandros, 2 Ekim 1920 günü Tatoi Kraliyet Sarayı bahçesinde gezerken, İngiliz Generali Milne tarafından kendisine hediye edilen Alsace cinsi çoban köpeği Fritz’in üzerine, bahçeler müdürünün Berberi Şebeği cinsinden maymunu Moritz saldırdı. Gazaplı maymunun eşi olan bir başkası, köpeğini kurtarmak isteyen kralı bacak ve karnından ısırdı. O zamanlar kibarlar arasında maymun beslemek, oynamak moda idi. Ama sarayda, hem de serbestçe gezen vahşi bir Berberi Şebeği’nin ne işi vardı, orası bir muammadır. Maymunlar komiktir ama, Berberi Şebeği,…

Read More

Türkiye’de Kudüs siyasi bir argüman olarak kullanılmaktan asla geri durmaz. Hittir! Çünkü Kudüs kırmızı çizgimizdir. Kırmızı çizgimiz olmasına rağmen Katar kadar değerli değildir. Çünkü bizim asıl kırmızı çizgimiz $ budur! Katar’da da bundan çok vardır. Kudüs asla hiçbir hükümetimizin umrunda olmamıştır. Seçim zamanı seçim argümanı olarak kullanılmakta ve halkı galeyane getirip İsrail’e üçbeş sövdürülmek için kullanılır. Yemen’de koalisyon güçlerinin öldürdüğü milyonla insan, bunlar tıpkkı Kudüs’te ki gibi müslüman kardeşlerimiz lakin bizim siyasal islamcıların pek umrunda değil. Çünkü oy getirisi yok. Arakan’da öyle! Bu tür bölgelerdeki cinayet ve soy kırımları umursayan sadece muhalefet var. Sebebi samimi olarak umursamaları değil, iktidar partisini…

Read More

Âile,erkek ve kadın olarak en az iki kişiden meydana gelen bir çekirdek, bir maya, bir özdür. Bu maya, bu öz sağlam olursa cemiyet ve millet de sağlam olur, bu maya ve öz çürük olursa cemiyet ve millet de çürük olur. Çünkü,âile milletlerin özüdür. Âilelerden mahalleler, mahallelerden kasaba ve şehirler, ondan da ülkeler ve milletler meydana gelir. Onun için, âileleri sağlam olan milletler sağlam, çürük olan milletler de çürüktür.Nitekim ahlâk ve terbiyeden yoksun olanlara,“Âile terbiyesi almamış” denilir… Erkek ve kadın gibi en az iki unsurdan meydan gelen âilenin kuvvetli unsuru, erkek değil kadın yani anadır. Gelin biz anne de demeyelim de…

Read More

Sema Maraşlı ‘ya Kulak Verelim: 18 yaş altı evlilikler suç sayılıyor ve 18 yaş altı dini nikahlı evlilikler cinsel istismar kapsamına giriyor kanunlarımıza göre. Hatta yıllar sonra bile dini nikahlı evliliklerde kocalar, aile babaları yakalanıp tecavüzcü diye ağır cezalarla hapse atılıyor. Bir önceki yazımda genç yaşta evlenen kadınların kocalarının hapse girmesi sebebiyle kendi dillerinden mağduriyetlerini yayınlamıştım. Tabii orada anlatılanlardan başka çok daha fazla mağduriyetler de var. Sadece kocası değil 15 yaşında evlendiği için hem kocası hem de ona düğün yapan anne, baba ve kayınpederi hapse girenler var. Kendi üç çocuk ve iki kardeşi ile anne-baba da hapiste sefil perişan yaşıyorlar.…

Read More

İslamoğlu’nun sitayişle bahsettiği ve öve öve bitiremediği Ali Şeriatî’nin MUHAMMED KİMDİR kitabına bakalım ve “İnsanın eseri o insanın kendisidir” fehvasınca, Şeriatî’yi kendi eserinden tanıyalım. Ali Şeriatî’nin bu eseri, 1988 Ankara baskılı. Basan Fecr Yayınevi. Şeriatî İranlı bir şiî. Bizde İranlılara acemler derler. Dilimizdeki “Acem yalanı” sözünün sebebi de şu: Malum, Şiîlikte takiyye diye bir şey var. Takiyye, gerçek inancını gizleyip, inancına ters şekilde konuşmak. Bizim dilimize bu “Acem yalanı” olarak yerleşmiş. Onun için, çok yalan söyleyen birinin sözüne inanılmaması icap ettiğini anlatmak için, “ Boşver canım. Onunkisi düpedüz acem yalanı” derler. Ali Şerîatî MUMAMMED KİMDİR isimli kitabında sözde Peygamberimiz’in hayatını…

Read More