Son Kırgız Han’ı Van’da

0

Han’lar, Orta Asya Türk boylarının asil, korkusuz ve güçlü liderleriydi. Onlar başkaları tarafından yönetilemez, emir verilemez, esir edilemezdi. Asaletleri, Han atalarından gelirdi. Amma makamlarını, han ataları vermezdi. Han soyundan gelse bile, Han olabilmek için milletin ve uluların rızasını almak şarttı. 

Rahmunkul han, babası gibi cesur yürekli, mücahit bir gençti. Ama aynı zamanda yüksek bir iman, vicdan ve merhamet sahibiydi. Medrese eğitimi almamasına rağmen, Kur’an-ı hatmetmiş, Arapça, Farsça ve Latin dilleri öğrenmişti. Düşmanlarına korku salan Rahmankul han, dostları için bir ilim, itimat ve huzur kapısıydı. 

Rahmetli Başbakan Adnan Menderes’in yardımlarıyla Hac vazifesini de yaptığında, artık seyr-i süluku zirveye ulaşmış “Ulu”lar mertebesine yükselmişti.

1972 yılının Nisan sayısında, National Geographic dergisinin kapağında, bir Kırgız çocuğunun fotoğrafı vardı. Bu çocuk Rahmankul Han’ın oğlu Musaddık’tı. O sayı, özellikle Rusya ve İslam coğrafyasında büyük ilgi gördü. Rahmankul Han’ın, Pamir dağlarına sıkışıp kalan hayatı, sürgündeki Kırgızların acıklı hikayesi ve bu mazlumların kültürel zenginliğe bütün dünyanın büyük ilgisini çekmişti.

İşte bu haber yıllarca Sovyet baskısından bunalan ve karlı yaylalardan çıkamaz hale gelen Rahmankul ve obası için bir umut ışığı oldu.

Amerikalılar “Bizim ülkemize göçün. Sizi vatandaşlığa kabul edelim” dese de, Kırgızlara gösterilen yer, Pamir’in buzla kaplı dağlarından farksızdı. Alaska hükümeti, Kırgızları kabul etmeye hazır olduğunu duyurdu. Ancak, Rahmankul Han, bu teklifi hiç düşünmeden reddetti. Çünkü, İslam coğrafyası dışında bir yere gitmeyi asla düşünmemişti ve halkının İslam’a uygun şekilde yaşayabileceği yeni bir vatan istiyordu.

İşte o anda hayalleri gerçeğe dönüştüren haber geldi. Türkiye, bu uzak diyarlardaki mülteci kardeşlerini bağrına basmaya hazır olduğunu bildiriyordu. Dönemin Devlet Başkanı Kenan Evren, Rahmankul ve obasındaki bütün Kırgızları Türkiye’ye davet etti.

Bu davet kısa sürede karşılık buldu. Önce Pakistan’a gelen Kırgızlar, daha sonra bir Türk uçağı ile hayatlarını sürdürecekleri Van’a getirildi. Artık yeni vatanları Türkiye, yeni köyleri Ulupamir’di.

Kırgızlar, hanları Rahmankul’la beraber Van’a geldiklerinde 1500 kişilik bir topluluktu. Çoğalmak ve buraya kök salıp, kendilerine yeni bir hayat kurmak istiyorlardı. 

Öyle de oldu.

Burada, koyun güdüp at sağarak yaşamak yetmeyecekti. Ak sakallılar, daha mutlu ve huzurlu bir gelecek için gençleri okutmak gerektiğini biliyordu.

Okuttular da.

Pamir yaylasından gelen Kırgız çocuklarının kimi doktor oldu, kimi mühendis, kimi turizmci, kimi de devlet memuru. 

Hicretlerinin 8’inci yılında, 1990 yılında Rahmankul Han, rahmet-i Rahman’a kavuştu.

Henüz 77 yaşındaydı.

Bu yaşta bir ölüm, bir Kırgız’ için “Çok erken” sayılırdı. Elbette, bu erken vedanın tek sebebi, KGB’nin işkence zindanlarında yaptığı zulüm ve içirilen o zehirdi. Yoksa, çekilen çileler, geçilen çetin yolar, karlı dağlar, yaşanan onca acı bile, bir Kırgız’ı bu kadar erken bitiremezdi.

Okuyan genç nesil, bir gün bile unutmadıkları dedeleri ve Hanları Rahmankul’u, doğumunu 100’üncü yılında, muhteşem bir programla andı. Bunun için Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te toplanan Ulupamirliler ve Rahmunkul’un kadim dostları, 3 gün süren görkemli törenler, sergiler ve kutlamalarla, dedelerinin muhteşem geçmişini – genç Kırgızlara anlattı… Kırgız halkının “SON HAN”ı Rahmankul Han’ın vasiyetini genç nesillere ulaştırdılar.

… Namazınızı kılın… Allah yolundan ayrılmayın. Birlik ve dirlik içinde kalın… Unutmayın, kartallar kapışanda kargalara yem olur… Türk gibi yaşayın ve Türklüğünüzü unutmayın…”

Aydoğan Kaçıra

Share.

About Author

Leave A Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.